İzleyiciler

30 Ekim 2016 Pazar

CINDER - MARISSA MEYER KİTAP YORUMU

Orijinal adı: Cinder
Yazar: Marissa Meyer
Yayınevi: Artemis
Sayfa: 417


Kitabın Arka Kapağı; Gelecekte bile, hikâye "bir varmış bir yokmuş" dİye başlıyor… İnsanlarla androidlerin yan yana dolaştığı Yeni Pekin'e hoş geldiniz. Her ne kadar birlikte yaşamayı başarsalar da türlerin dostluğu sanıldığı kadar kolay değil. Ölümcül bir veba insan nüfusunu tehdit ediyor. Ay İnsanları, Dünya'yı uzaydan izleyerek doğru zamanı kolluyor. Kimse Dünya'nın kaderinin tek bir kıza bağlı olduğunun farkında bile değil…

Becerikli bir mekanik ustası olan Cinder, herkesten saklasa da aslında bir sayborg. Üvey annesinin hakaretleri yetmezmiş gibi şimdi bir de üvey kardeşinin hastalanmasından sorumlu tutuluyor. Yakışıklı Prens Kai'in hayatına girmesiyle birlikte, Cinder birden kendini gezegenler arası bir anlaşmazlığın ortasında buluveriyor. Sorumluluk ve özgürlük, sadakat ve ihanet arasında kalan Cinder, Dünya'nın geleceğini koruma altına almak için önce kendi geçmişinin sırlarını açığa çıkarmak zorunda... Yeniden kurgulanmış bu masalda Külkedisi ile tekrar tanışmaya ne dersiniz?

Kitap Yorumu; Ay Günlüğü (Lunar Chronicles) serisi, bütün bookstagram halkının öve öve bitiremediği bir seriydi. Ben de kitapçıya gittiğinde ilk kitabını alayım da, şu seriye bir başlayalım, dedim. İyi ki de demişim. Şti çok güzeldi. Ben hayatımda, hiçbir zaman "re-taling" okumamıştım. Sadece Alice Harikalar Diyarı'nı izlemiştim, ve ne yalan söyleyeyim o kadar çok beğenmemiştim. Ancak, bu kitap çok çok güzeldi. Marissa Meyer'in yaratmış olduğu distopya çok güzeldi. Ben bayıldım. Ben pek aşk kitabı sevmem, ancak burada yazar aşkı pek fazla abartmıyor, ve neredeyse kitabın sonlarına doğru koyuyor. Bu özelliğini çok sevdim. Çünkü bazı yazarlar neredeyse alıyor, bilim-kurgu olan kitabı, aşka ceviriyor, ve kitabın icine ediyor. O yüzden bu konuda yazarı tebrik ediyorum. Gayet başarılı olmuş.
Değerlendirmem; 5/5





Instagram: @bookingbad

26 Ekim 2016 Çarşamba

Ruhlar Kütüphanesi Kitap Yorumu

Kitap Arka Kapağı:
Tuhaf çocukların hikayesi, serinin üçüncü kitabı Ruhlar Kütüphanesi'yle son buluyor. Olağanüstü güçlere sahip bir çocuk. Ölümcül canavarlardan oluşan bir ordu. Tuhafların geleceği için verilen destansı bir savaş.

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları ile başlayan ve Gölge Şehir ile devam eden macera, Ruhlar Kütüphanesi'nde nefes kesici bir son buluyor. Öykümüz on altı yaşındaki Jacob'ın yeni bir özel güç keşfedip, tuhaf yoldaşlarını sıkı korunan bir kaleden kurtarmak için tarihin içine dalmasıyla başlıyor. Bu yolda Jacob'a, ateşi kontrol edebilen Emma Bloom ve kayıp çocukları bulmakta üstüne olmayan Addison MacHenry adlı bir köpek eşlik ediyor.

Günümüz Londra'sından, Viktorya İngilteresi'nin en korkunç mahallesi olan Şeytanın Arka Bahçesi'nin labirentvari arka sokaklarına seyahat edecekler. Burada, bütün tuhaf çocukların kaderleri belirlenecek. Serinin önceki kitaplarında olduğu gibi, Ruhlar Kütüphanesi heyecan verici fantazi ile daha önce hiç basılmamış eski fotoğrafları ve eşi benzeri olmayan bir okuma deneyimini kusursuz biçimde bir araya getiriyor.

Kitap Yorumu ve Konusu:
Seri, gerçekten harika bir seriydi. Kitapta, zihninizde canlandırmanıza yardımcı olacak fotoğraflar var. Ki bunlar, gerçek fotoğraflar ( Yazar kitabın arkasında belirtmiş). Hepsi, kollektörlerden toplanmış. Kitabın, kısa zaman önce filmi de çıktı. Ben bu pazar gideceğim. O yüzden, yorumunu ayrı girerim. İyi günler...
Kitap ve Seriye Puanım; 5/5🌟



Instagram: @bookingbad

21 Ekim 2016 Cuma

STEFAN ZWEIG - BİR KADININ YAŞAMINDAN 24 SAAT

Evet, arkadaşlar! Bugün size Bir Kadının Yaşamından 24 Saat Kitabı'nın yorumuyla geldim. Zweig, yine harika, düşündüren ve kendini düşüncelere daldıran bir kitap yazmış...
Öykü, genç bir kadının eşini ve üç çocuğunu 24 saat önce tanıştığı, kendinden genç birisi ile kaçarak terketmesi ve üzerine dönen dedikodu ve tartışmalarla başlıyor. Kaçınılmaz dedikodu, kaçan kadının doğasında zaten fingirdeklik olduğu, kaçtığı genç çocukla yeni tanışmış olma olasılıklarının olmadığı v.s. gibi yorumlar idi.

Öykünün anlatıcısının bu olaya ilişkin psikolojik tesbiti ise kayda değer;

Bir kadının, hayatının bazı anlarında istemeden ve farkında olmadan bazı gizli güçlerin esiri olabileceği gerçeğini reddetmenin altında, insanın kendi içgüdülerinden, doğasındaki şeytanlıklardan korkmasının yattığını, bazı insanların kendilerini 'kolay baştan çıkaranlar'dan daha güçlü, daha namuslu, daha temiz hissetmekten zevk aldıklarını söyledim. 

Bir kadının, kendisini içgüdülerine özgürce bırakmasını, tutkularının peşinden gitmesini, genelde olduğu üzere kocasının kollarında, gözleri kapalı onu aldatmasından daha dürüstçe bulduğumu belirttim...

Söylenen bir söz psikolojik durumumuzu nasıl da ele veriyor…

Bu tartışma, öykünün kahramanı olan Mrs. C'nin, 67 yıllık hayatının kimseye anlatamadığı, her gün düşündüğü, içini yiyip bitiren 24 saatlik dilimini öykünün anlatıcısı ile paylaşmak cesaretinde bulunmasına neden olur. Mr. C yaşadığı bu 24 saati paylaşarak kendini suçlamaktan kurtulacağını düşünmektedir.

Bir kumar masasında gördüğü tutku ile hareket eden eller ve bu tutku dolu ellerin sahibi ile yaşadığı 24 saati anlatır Mr. C. Adeta bir günah çıkarma...

Genç kumarbazın gözünü bürüyen hırs, kumar tutkusu ve bir kadınının buruşturularak atılmış haysiyeti…

Kitapta tutkuyu iliklerinize kadar hissedeceksiniz, buna eminim. Heyecanla, bir çırpıda okunacak bir öykü. Kitapta insan düşünmüyor, değil. Acaba, biz hiçbir bilgi sahibi olmadan insanları nasıl da yargılıyoruz. Gerçekten, bu aralar hiç insanlara soru dahi sormadan, o insanı aforoz edip, bir kenara çekiliyoruz. Kitap gerçekten aşırı güzeldi. İyi Günler, bir de yarın sayfaya Ruhlar Kütüphanesi fotoğrafı gelir.
Puanım; 5/5🌟



Instagram: @bookingbad

20 Ekim 2016 Perşembe

Kader Kitabı - Erika Swyler

Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça güzel bir kitap. Kitaptan hiçbir beklenti olmadığı için, kitap bana kendini sevdirdi.  Ancak, kitap yine de o kadar büyük bir yapıt değildi. Yani size, birşeyler katacak bir kitap değil. Ancak, eğer tarot falı, lanet gibi şeylere merakınız varsa, bu kitap tam size göre.
Karakterin abisiyle olan ilişkisini çok gerçekçi buldum. Ancak @martiyayinlari'na bir sözüm olacak; "Ey, Martı Yayınları, bu kitabın orijinal kapağı bu kadar güzelken, sen neden böyle bir kitap yaparsın?" Kitaba Puanım; 3/5

Kitabın Konusu;
Büyülü,trajik,yalın ve merak uyandırıcı.okuyuculuğu yapmak için ağabeyini terk etmiştir.

Gelgelelim, genç adamın hayatı Martin adında yaşlı bir kütüphanecinin gönderdiği, elyazması eski bir kitapla değişir. İki yüz yıl önce gezici bir sirkin sahibi olan Peabody adlı bir adamın izlenimlerini barındıran bu kitabın içinde Simon'ın büyükannesinin ismi geçmektedir.

Simon kitapta yer alan isimlerin ve onların akıbetinin peşine düşerek ailesindeki kadınların aynı lanetli sonu paylaştığını fark eder. Kız kardeşinin de tehlikede olduğu korkusuna kapılan Simon, ailesinin kaderine işleyen bu laneti ortadan kaldırmanın yolunu bulabilecek midir?



Instagram: @bookingbad