Orijinal adı: Cinder
Yazar: Marissa Meyer
Yayınevi: Artemis
Sayfa: 417
Kitabın Arka Kapağı; Gelecekte bile, hikâye "bir varmış bir yokmuş" dİye başlıyor… İnsanlarla androidlerin yan yana dolaştığı Yeni Pekin'e hoş geldiniz. Her ne kadar birlikte yaşamayı başarsalar da türlerin dostluğu sanıldığı kadar kolay değil. Ölümcül bir veba insan nüfusunu tehdit ediyor. Ay İnsanları, Dünya'yı uzaydan izleyerek doğru zamanı kolluyor. Kimse Dünya'nın kaderinin tek bir kıza bağlı olduğunun farkında bile değil…
Becerikli bir mekanik ustası olan Cinder, herkesten saklasa da aslında bir sayborg. Üvey annesinin hakaretleri yetmezmiş gibi şimdi bir de üvey kardeşinin hastalanmasından sorumlu tutuluyor. Yakışıklı Prens Kai'in hayatına girmesiyle birlikte, Cinder birden kendini gezegenler arası bir anlaşmazlığın ortasında buluveriyor. Sorumluluk ve özgürlük, sadakat ve ihanet arasında kalan Cinder, Dünya'nın geleceğini koruma altına almak için önce kendi geçmişinin sırlarını açığa çıkarmak zorunda... Yeniden kurgulanmış bu masalda Külkedisi ile tekrar tanışmaya ne dersiniz?
Kitap Yorumu; Ay Günlüğü (Lunar Chronicles) serisi, bütün bookstagram halkının öve öve bitiremediği bir seriydi. Ben de kitapçıya gittiğinde ilk kitabını alayım da, şu seriye bir başlayalım, dedim. İyi ki de demişim. Şti çok güzeldi. Ben hayatımda, hiçbir zaman "re-taling" okumamıştım. Sadece Alice Harikalar Diyarı'nı izlemiştim, ve ne yalan söyleyeyim o kadar çok beğenmemiştim. Ancak, bu kitap çok çok güzeldi. Marissa Meyer'in yaratmış olduğu distopya çok güzeldi. Ben bayıldım. Ben pek aşk kitabı sevmem, ancak burada yazar aşkı pek fazla abartmıyor, ve neredeyse kitabın sonlarına doğru koyuyor. Bu özelliğini çok sevdim. Çünkü bazı yazarlar neredeyse alıyor, bilim-kurgu olan kitabı, aşka ceviriyor, ve kitabın icine ediyor. O yüzden bu konuda yazarı tebrik ediyorum. Gayet başarılı olmuş.
Değerlendirmem; 5/5
Instagram: @bookingbad