İzleyiciler

17 Aralık 2016 Cumartesi

HARRY POTTER ZÜMRÜDÜANKA YOLDAŞLIĞI KİTAP YORUMU

Nasıl yorum yapabileceğimi bilmiyorum. Gerçekten muazzam bir kitaptı. Bu kitap -ne kadar her kitabına öyle desem de- serinin en iyi kitabıydı. İlk sayfalarda ne kadar içinizden "N'oluyor lan?" diye düşünseniz de, ilk 200 sayfadan sonra, yani Harry'nin okul yılı da başladığı I, yazarımız birkaç tık vites atmak zorunda kalıyor.

Kitabın başlarında Harry her zamanki gibi bir yaz tatili geçiriyorken, Little Whinging'de akla hayale gelmeyecek bir olay olur: Ruh Emiciler gelir! Hatta az daha biri Dudley'i ruhundan etmek üzeredir ki, Harry onu kurtarır. Ne var ki, onu kurtarmak için sihir kullanması, kendisine Sihir Bakanlığı'ndan bir mektup gelmesine sebep olur, Hogwarts'tan atıldığı ve asasını imha etmek üzere bir ekibin yola çıktığı bildirilmektedir mektupta, ayrıca 12 Ağustos'ta bu konu hakkında Harry'nin mahkemeye çıkması gerekmektedir. Çok şükür ki Dumbledore araya girer ve Harry'nin Hogwarts'tan atılması ve asasının imha edilmesi mevzusunu mahkemede görüşülmek üzere erteletir. Sene boyunca olmayacak şeyler, başına gelir.
Bu kitapta Dumbledore, Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen'in geri döndüğüne iniyor. Ancak, Sihir Bakanlığı da buna inanmadığı için Dumbledore'a her türlü zorluğu çıkarıyor. Dumbledore'un adamları var; bunlara "Zümrüdüanka Yoldaşları" deniyor. Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nı Harry de yeni öğreniyor.

 


Bakanlık da, Lord Voldemort'un geri döndüğüne inanmadığı için, Hogwarts'taki  Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersine Dolores Umbridge adlı bir öğretmen gönderir. Dolores Umbridge'i bu kitabı okuyan birinin sevmesi mümkün değil. O kadar iğrenç bir hanım ki, gerçekten kitabı okurken cinnet geçirebilirsiniz.

Kitapta Harry'nin vaftiz babası Sirius Black'e de, bayağı yer verilmişti, ki benim gibi bir Sirius aşığı için, mükemmel bir olaydı. Ama Bellatrix yüzünden çok kötü bir olay yaşanıyor. Buna ne kadar çok üzülsem de, bu olayda Harry sanki biraz donuktu, bilemiyorum.

Fred ve George, bu kitapta Hogwarts tarihinin en iyi icatlarini çıkarıyorlar. Gerçekten onlara aşık olmamak elde değil. Ron zaten mükemmel bir kişilik. Ginny'nin ne kadar ilk başlarda, her boka burnunu sokan bir tip olduğunu düşünsem de; kıza tekrar düşününce hak da vermiyor değilim.

Snape'in de ne kadar iyi biri olduğunu ve, Harry'nin ona haksızlık ettiğini -zaten biz biliyorduk da- Harry de anlamış oluyor. Dumbledore sağolsun, anlatıyor herşeyi 2017'nin ilk ayında son 2 kitabı da alacağım ve maratonla seriyi bitireceğim. Zaten Lanetli Çocuk evde var. Harika olacak, Ocak Ayı.

Neyse, ben fazla sıkmayayım. İyi günler. 👋
DEĞERLENDİRME: 5/5🌟🌟🌟🌟



Instagram: @bookingbad YouTube: Booking Bad

4 Aralık 2016 Pazar

AKLINDAN BİR SAYI TUT KİTAP YORUMU

Aklından Bir Sayı Tut Kitap Yorumu:
Arka Kapak Yazısı;
Bir adam, posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: "Aklından herhangi bir sayı tut. 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı." Adam öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir: "Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin... Küçük zarfı aç." 

"Aldıklarını geri vereceksin 
Vermiş olduklarını aldığın zaman. 
Biliyorum ne düşündüğünü, 
Ne zaman uyuduğunu, 
Nereye gittiğini, 
Nereye gideceğini. 
Seninle bir randevumuz var, 
Bay 658." 

Sıradanlıklara meydan okuyan, anında başınızı döndürecek ve ilgi çekici karakterlerinin kalp atışlarını tüm gerçekliğiyle hissedeceğiniz bir kitap "Aklından Bir Sayı Tut" kolay kolay unutmayacağınız bir roman.
Kitap Yorumu:
Öncelikle nereden başlayacağımı bilemiyorum. Kitap harikaydı. Bu kitapta Mark Mellery adlı, baş karakterimiz Dave Gurney'nin eski arkadaşına bir mektup gelir. Bu mektupta ise, yukarıda yazılanlar yazar(şu an yazmaya üsendim, affola), ve üstüne üstlük, beni tanımak istiyorsan küsüratlı bir miktarda para yolla diyor(bu kusurati da tam hatırlamıyorum). Ve bunun üzerine Mark Mellery, baş karakterimiz Dave Gurney'i arar, ve başına gelenleri anlatır. Bu durumda Dave ise, eskiden bir dedektif olduğunu ve polise gitmesini söylese de, bir yanı da bu işi istemektedir. Bu olaya her ne kadar karısı karşı çıksa da, Dave bu işi açık çek karşılığında kabul eder, ve bu mektubun yazarını aramaya başlar. Bu yazarın sonraki mektuplarından da anlayacağımız gibi, sapık katilimiz -sanirim bu kelime spoiler oldu- polis düşmanıdır. Daha demin bahsettiğim gibi, bu paralar için, verilen adres bir güvenlikçinin adresine gidiyor. Ve güvenlikçi abimiz de bu olayı Dave'e anlatıyor. Hatta diğer kurbanlarinki de, bu abimize gidiyor. Hatta katilimiz, seni de öldüreceğim diyor. Ve Dave de onun evine gidiyor. Ve olanlar başlıyor. Umarım spoiler'lı olmamıştır. 😃 Bu arada bu kitabın önerisi için @kronik_okur'a çok teşekkürler.



Instagram: @bookingbad YouTube: Booking Bad

Originals-Yükseliş Kitap Yorumu

Originals-Yükseliş Kitap Konusu: Köken Vampir ailesi bin sene evvel birbirlerine bir söz verdi. Her zaman ve sonsuza dek bir arada kalacaklardı. Ama verilen sözleri tutmak ölümsüzken bile kolay değildi.

1722 yılında New Orleans’a ayak basan Köken Vampirler Klaus, Elijah ve Rebekah Mikaelson tehlikeli geçmişlerini arkalarında bıraktıklarını zannederler. Ne var ki bölgelerini kimseyle paylaşmak istemeyen cadılar ve kurt adamlar bu kanunsuz şehirde cirit atmaktadır. Üstelik çok yakında gerçekleşmesi planlanan bir evlilikle birlikte aralarındaki ittifak sonsuza dek mühürlenecektir. Ama düşmanları birbirine düştüğünde kendilerini çok daha güvende hisseden Köken Vampirlerin şehri bu iki klana teslim etmeye hiç niyetleri yoktur. Özellikle de müstakbel gelin Vivianne’e gönlünü kaptıran Klaus’un. Elijah ailesi ile birlikte güvende olabilecekleri bir yuva aramakla, Rebekah da Fransız ordusunu kendi saflarına katmakla uğraşırken aşk sarhoşu Klaus hem kendisini hem de ailesini büyük bir tehlikeye atacak olayların içine sürüklenmektedir. 

Kitap Yorumu:
Kitapta Elijah, Rebekah ve Klaus adlı 3 vampir kardeşin hikayesini okuyoruz. Bu kardeşler, yukarıda da belirtildiği gibi, 1722 yilinda New Orleans'a ayak basmışlardır. Abi Klaus ise, kendini daha düğündeyken gelinimiz Vivianne'e gönlünü kaptırır. Ancak bu gerçektir, Klaus bunca yıllık yaşantısında hiç kimseye böyle aşık olmamıştır. Hatta kendi tabiriyle, öyle bir aşkı ömür boyunca hayal etmiştir. Ancak, biz Klaus'u önceden tanımadığımız için kızı "emmek" için mi, yoksa gerçekten aşık olduğu için mi böyle konuştuğunu anlayamıyoruz. Gelelim, diğer kız kardeş Rebekah'ya, Rebekah da gönlünü Fransa'dan gelen ve, -Rebekah'ya göre- Köken Vampirler için gelen, Erik adlı askerimize gönlünü kaptırır. Rebekah adlı karakterimiz bence çok akıllıydı. Yani bu kıvrak zekası ve tecrübesiyle, yazar bizlere harika üç karakter ve o kadar da sevmediğim, yan karakterlerle kitabı donatmış, kitap diziyle paralel mi, yoksa bir fanfic (hayran kurgusunu bilsem diziye de başlayacağım, ama bilemiyorum. Neyse biliyorum, benden sıkıldınız o yüzden değerlendirmemi de şuraya bırakayım;
Değerlendirmem; 4/5



Instagram: @bookingbad YouTube: Booking Bad

24 Kasım 2016 Perşembe

ALTIN OĞUL KİTAP YORUMU (KIZIL YÜKSELİŞ #2)

Altın yüzlerden oluşan bir denizde sürükleniyorum. Burada sadece güçlü olan hayatta kalabilir. Sadece akıllı olan yönetebilir. Hâlâ oyun oynuyorum ama bu, oyunların en ölümcülü. Ben yüzyıllardır köleleştirilen halkımın kılıcıyım. Bağışlamayacağım. Ve unutmayacağım. Mars Enstitüsü'ndeki amansız rekabetten zaferle çıkan Darrow, namı diğer Azrail, yönetici seçkinler arasında saygın bir konuma yükselmiş, en zalim ve zeki Altınlara; Eşsiz Yaralılara katılmıştır. Ancak Darrow onlardan biri değildir: Geleceğin yalanlar üzerine kurulu olduğu, trajediyle dolu, unutamayacağı ve affedemeyeceği bir geçmişi vardır. Sistemi içeriden yıkma hedefine ulaşmak için herhangi bir Altın değil; en iyi, en güçlü, en zeki, en vazgeçilmez Altın olmalıdır. Halkını aydınlığa çıkarmasının başka yolu yoktur ancak bu yol boyunca attığı her adım, Darrow'un kendi gölgesini biraz daha karartacaktır. Kitap Yorumu; Altın Oğul, çok sevdiğim bir kitap oldu. Hatta ve hatta birinci kitaptan daha iyiydi. Yazar kendini çok geliştirmiş, bize bunu çok iyi gösteriyor. Bu kitap birinci kitabı. cebine alır, eğer birinci kitabı okuduysanız ve hala Altın Oğul'u okumadıysanız, çok şey kaçırıyorsunuz. Koşun ve alın, derim. Tabii Pegasus'un fiyatları yüksek diye almıyorsanız , bir şey diyemem. Kitabın kapağı falan çok hoş, ancak birinci kitaptaki kızıl kanat fotoğrafta gördüğünüz gibi, yan taraftan çok hoş bir görüntü bırakıyor, lakin ikinci kitapta bunun olmaması, hoş görünmüyor. Bunun dışında, kitapta sevmediğim bir diğer özellik ise; birleştirilmiş iki kelimede, birinci kelime daima küçük ikinci kelime ise daima büyük oluyordu. Misal olarak, cehennemDalgıcı. Yazar sanırım, kendi kalemini, üslubunu yansıtmak bu istemiş, fakat ben sevmedim. Söyleyeceklerim bu kadar. Siz okudunuz mu, okuduysaniz sevdiniz mi?

15 Kasım 2016 Salı

KIZIL YÜKSELİŞ KİTAP YORUMU

Kızıl Yükseliş Kitap Yorumu;
Kızıl Yükseliş sabah okuldayken bitti, ve Allah'tan okulda yanıma Altın Oğul'a başladım. Gerçekten müthiş bir kitabı, yazarımız mükemmel bir yerde bitirmiş. Bence Altın Oğul'u okurken, Sabah Yıldızı'nı almalıyım. Çünkü, dayanamayacağa benziyorum 😉 . Neyse; kitabın konusuna gelecek olursak;
Mars'ta yaşayan insanlar renklerine göre gruplandırıyorlar ve bu ortaya bir kast sisteminin çıkmasını sağlıyor. Bu sistemde en alt tabaka Kızıllar ve görevleri Dünya'dan Mars'a gelecek insanlar için uygun yaşam koşullarını oluşturmak. Eh, bunu da yerin altında binbir türlü zorlukla yapıyorlar tabii.
Bizim ana karakterimiz Darrow'da bir Kızıl ve aslında bakarsanız yer altında ölüm tehlikesi içinde yaşamakla ilgili bir sorunu da yok. Eşi ve ailesiyle sürdürdüğü tehlikeli ve rutin hayattan memnun. Ama bir süre sonra hayat onu pembe gözlüklerini çıkarmaya ve gerçekleri görmeye zorlar.
Kızıllar'ın Altın'ların kölesi olduğunu görür ve kaybettiklerinin ona verdiği güçle tehlikeli bir adalet aronlardaçıkar. Artık yepyeni bir amacı, yepyeni bir hayatı var. Altın'ların güç için mücadele ettiği Enstitü'ye girmek onun yaşam amacı haline gelir. Ama ironik olarak bu Enstitü'ye girmek için onlardan birine dönüşmek zorunda. Kızıllar'ı köle olarak kullanan Altın'lardan biri olmak zorunda. Bunun için en tehlikeli Altınlar'la dövüşmek, ittifak kurmak ve onları öldürmek zorunda.
Ve böyle bir kitabı yazan @piercebrownofficial Bey, size ayrıca teşekkür ediyorum. Kitabın basımı falan Pegasus'a ait olduğu için susuyorum. Değerlendirmeye gerek bile yok. Ancak, bir konuya takıldım, İnstaStory'de paylaşirim, birazdan. Neyse, çok uzatmayayım;
Değerlendirmem: 5/5🌟



Instagram: @bookingbad YouTube: Booking Bad

5 Kasım 2016 Cumartesi

KIZILDERİLİ VE ÇİNGENE KİTAP YORUMU

Kızılderili Ve Çingene kitabını Eksik Parça Yayınları'nın çekilişinde kazanmıştım. O yüzden hiçbir beklentim yoktu, kitaba karşı. Ancak, kitap çok güzeldi. Gerek, yazarın aşk olayını işleyişi (ki pek aşk okumayı sevmem), gerek yazarın, karakterimiz Sam'e verdiği süper güç bana, çok özgün geldi. Kitap iyiydi, ancak sınav haftama denk gelince 1 hafta elimde harab oldu. Kitabın konusuna değinecek olursak, şöyle bırakayım;

Roman, zaman zaman geçmişle günümüz arasında gidip geliyor. Kitapta önce, kahramanlarımızdan Gretchen ve gözleri görmeyen ikiz kız kardeşleri Bennie ile Trudy'nin yaşadığı yerde oluşan büyük kasırga anlatılıyor. Bu sırada şehirde yaşayan Gretchen'in kızı Abigail, nişanlısından ayrıldığı halde hamile olduğunu öğreniyor. Nişanlısının kendisine bebek için dönmesini istemediğinden, bebeğini annesinin yanında doğurmaya karar veriyor. Daha doğrusu annesine sığınmak istiyor. Sonuçta annesi de onu babası olmadan büyütmüştü. Kasırga dindikten sonra Gretchen çiftlikteki hasarı tespit etmek için dışarı çıkıp dolaşmaya başlar. Ceviz koruluğunda yaralı bir yabancı bulur. Adamın oraya gelişi oldukça esrarengizdir. Çünkü civarda herhangi bir araç yoktur. Çiftliktekiler onu kasırganın getirdiğini düşünüp, evlerinde tedavi etmeye başlarlar. Çünkü kasırga yüzünden telefon kesilmiş ve devrilen ağaçlar da yolları kapatmıştır. O sırada Abigail de çiftliğe ulaşmayı başarır. Herkes bu yabancı adamın yıllar önce kaybolan ve Abigail'in babası sandığı Sam olmasından şüphelenir. Ama adam kendisiyle ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır. Üstelik olması gerekenden çok yaşlıdır.

Sam'in dedesi bir Kızılderili Şamandır. Uzun süre kumpanyalarda gösteri yapmış ve bu sırada doğa üstü yeteneklerini keşfetmiştir. Güçleri O'nu yıpratınca, kumpanyada tanışıp aşık olduğu kadınla evlenir. Her şeyden uzaklaşıp, kendisine hediye edilen bu çiftliğe yerleşmeye karar verir. Sam de dedesinin yeteneklerini taşımaktadır. Çalışmak için gittiği Afrika'da kaybolmuştur. Herkes O'nun öldüğünü düşünmektedir. Sam'in ailesi Gretchen'ın bebeğinin Sam'den olduğunu düşünürler ve O'na sahip çıkarlar. Aile yadigarı çiftliği de ölürlerken Gretchen'a bırakırlar.
Kitabın Arka Kapağı;

Her seferinde çiftliği es geçen kasırga, bu sefer diğerlerinden farklıydı. Çiftliğin ceviz koruluğunda yaralı bir vaziyette bulunan, nereden geldiğini, kim olduğunu hatırlamayan yaralı adamı kasırga mı getirmişti?

Gelişiyle, yıllardır meyve vermeyen ceviz ağacının çiçeklenmesini sağlayan bu yabancıya evlerini açan Gretchen ve ikiz kız kardeşlerini etkileyen, yabancının beraberinde getirdiği mucize miydi?

Aile bağları, hayal kırıklıkları, korkulan sırlar ve sözü edilmemiş gerçek bir aşk hikâyesi...
Kitap Yorumu;
Üst kısımlarda da yazdığım gibi; aşk okumayı sevmeyen ben, okudum ve sevdim. Karakterler çok özgündü. Ben yazarın kalemini de sevdim. Gayet güzeldi. Kitap daha çok, "Yaz Kitabı" denilen kısıma rahatlıkla girebilir. Okumanızı tavsiye ederim. Ancak, keşke orijinal adıyla basılsaymış. Öyle daha iyi satacağını düşünüyorum. Yine de okuyun, derim.



Instagram: @bookingbad YouTube: Booking Bad

30 Ekim 2016 Pazar

CINDER - MARISSA MEYER KİTAP YORUMU

Orijinal adı: Cinder
Yazar: Marissa Meyer
Yayınevi: Artemis
Sayfa: 417


Kitabın Arka Kapağı; Gelecekte bile, hikâye "bir varmış bir yokmuş" dİye başlıyor… İnsanlarla androidlerin yan yana dolaştığı Yeni Pekin'e hoş geldiniz. Her ne kadar birlikte yaşamayı başarsalar da türlerin dostluğu sanıldığı kadar kolay değil. Ölümcül bir veba insan nüfusunu tehdit ediyor. Ay İnsanları, Dünya'yı uzaydan izleyerek doğru zamanı kolluyor. Kimse Dünya'nın kaderinin tek bir kıza bağlı olduğunun farkında bile değil…

Becerikli bir mekanik ustası olan Cinder, herkesten saklasa da aslında bir sayborg. Üvey annesinin hakaretleri yetmezmiş gibi şimdi bir de üvey kardeşinin hastalanmasından sorumlu tutuluyor. Yakışıklı Prens Kai'in hayatına girmesiyle birlikte, Cinder birden kendini gezegenler arası bir anlaşmazlığın ortasında buluveriyor. Sorumluluk ve özgürlük, sadakat ve ihanet arasında kalan Cinder, Dünya'nın geleceğini koruma altına almak için önce kendi geçmişinin sırlarını açığa çıkarmak zorunda... Yeniden kurgulanmış bu masalda Külkedisi ile tekrar tanışmaya ne dersiniz?

Kitap Yorumu; Ay Günlüğü (Lunar Chronicles) serisi, bütün bookstagram halkının öve öve bitiremediği bir seriydi. Ben de kitapçıya gittiğinde ilk kitabını alayım da, şu seriye bir başlayalım, dedim. İyi ki de demişim. Şti çok güzeldi. Ben hayatımda, hiçbir zaman "re-taling" okumamıştım. Sadece Alice Harikalar Diyarı'nı izlemiştim, ve ne yalan söyleyeyim o kadar çok beğenmemiştim. Ancak, bu kitap çok çok güzeldi. Marissa Meyer'in yaratmış olduğu distopya çok güzeldi. Ben bayıldım. Ben pek aşk kitabı sevmem, ancak burada yazar aşkı pek fazla abartmıyor, ve neredeyse kitabın sonlarına doğru koyuyor. Bu özelliğini çok sevdim. Çünkü bazı yazarlar neredeyse alıyor, bilim-kurgu olan kitabı, aşka ceviriyor, ve kitabın icine ediyor. O yüzden bu konuda yazarı tebrik ediyorum. Gayet başarılı olmuş.
Değerlendirmem; 5/5





Instagram: @bookingbad

26 Ekim 2016 Çarşamba

Ruhlar Kütüphanesi Kitap Yorumu

Kitap Arka Kapağı:
Tuhaf çocukların hikayesi, serinin üçüncü kitabı Ruhlar Kütüphanesi'yle son buluyor. Olağanüstü güçlere sahip bir çocuk. Ölümcül canavarlardan oluşan bir ordu. Tuhafların geleceği için verilen destansı bir savaş.

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları ile başlayan ve Gölge Şehir ile devam eden macera, Ruhlar Kütüphanesi'nde nefes kesici bir son buluyor. Öykümüz on altı yaşındaki Jacob'ın yeni bir özel güç keşfedip, tuhaf yoldaşlarını sıkı korunan bir kaleden kurtarmak için tarihin içine dalmasıyla başlıyor. Bu yolda Jacob'a, ateşi kontrol edebilen Emma Bloom ve kayıp çocukları bulmakta üstüne olmayan Addison MacHenry adlı bir köpek eşlik ediyor.

Günümüz Londra'sından, Viktorya İngilteresi'nin en korkunç mahallesi olan Şeytanın Arka Bahçesi'nin labirentvari arka sokaklarına seyahat edecekler. Burada, bütün tuhaf çocukların kaderleri belirlenecek. Serinin önceki kitaplarında olduğu gibi, Ruhlar Kütüphanesi heyecan verici fantazi ile daha önce hiç basılmamış eski fotoğrafları ve eşi benzeri olmayan bir okuma deneyimini kusursuz biçimde bir araya getiriyor.

Kitap Yorumu ve Konusu:
Seri, gerçekten harika bir seriydi. Kitapta, zihninizde canlandırmanıza yardımcı olacak fotoğraflar var. Ki bunlar, gerçek fotoğraflar ( Yazar kitabın arkasında belirtmiş). Hepsi, kollektörlerden toplanmış. Kitabın, kısa zaman önce filmi de çıktı. Ben bu pazar gideceğim. O yüzden, yorumunu ayrı girerim. İyi günler...
Kitap ve Seriye Puanım; 5/5🌟



Instagram: @bookingbad

21 Ekim 2016 Cuma

STEFAN ZWEIG - BİR KADININ YAŞAMINDAN 24 SAAT

Evet, arkadaşlar! Bugün size Bir Kadının Yaşamından 24 Saat Kitabı'nın yorumuyla geldim. Zweig, yine harika, düşündüren ve kendini düşüncelere daldıran bir kitap yazmış...
Öykü, genç bir kadının eşini ve üç çocuğunu 24 saat önce tanıştığı, kendinden genç birisi ile kaçarak terketmesi ve üzerine dönen dedikodu ve tartışmalarla başlıyor. Kaçınılmaz dedikodu, kaçan kadının doğasında zaten fingirdeklik olduğu, kaçtığı genç çocukla yeni tanışmış olma olasılıklarının olmadığı v.s. gibi yorumlar idi.

Öykünün anlatıcısının bu olaya ilişkin psikolojik tesbiti ise kayda değer;

Bir kadının, hayatının bazı anlarında istemeden ve farkında olmadan bazı gizli güçlerin esiri olabileceği gerçeğini reddetmenin altında, insanın kendi içgüdülerinden, doğasındaki şeytanlıklardan korkmasının yattığını, bazı insanların kendilerini 'kolay baştan çıkaranlar'dan daha güçlü, daha namuslu, daha temiz hissetmekten zevk aldıklarını söyledim. 

Bir kadının, kendisini içgüdülerine özgürce bırakmasını, tutkularının peşinden gitmesini, genelde olduğu üzere kocasının kollarında, gözleri kapalı onu aldatmasından daha dürüstçe bulduğumu belirttim...

Söylenen bir söz psikolojik durumumuzu nasıl da ele veriyor…

Bu tartışma, öykünün kahramanı olan Mrs. C'nin, 67 yıllık hayatının kimseye anlatamadığı, her gün düşündüğü, içini yiyip bitiren 24 saatlik dilimini öykünün anlatıcısı ile paylaşmak cesaretinde bulunmasına neden olur. Mr. C yaşadığı bu 24 saati paylaşarak kendini suçlamaktan kurtulacağını düşünmektedir.

Bir kumar masasında gördüğü tutku ile hareket eden eller ve bu tutku dolu ellerin sahibi ile yaşadığı 24 saati anlatır Mr. C. Adeta bir günah çıkarma...

Genç kumarbazın gözünü bürüyen hırs, kumar tutkusu ve bir kadınının buruşturularak atılmış haysiyeti…

Kitapta tutkuyu iliklerinize kadar hissedeceksiniz, buna eminim. Heyecanla, bir çırpıda okunacak bir öykü. Kitapta insan düşünmüyor, değil. Acaba, biz hiçbir bilgi sahibi olmadan insanları nasıl da yargılıyoruz. Gerçekten, bu aralar hiç insanlara soru dahi sormadan, o insanı aforoz edip, bir kenara çekiliyoruz. Kitap gerçekten aşırı güzeldi. İyi Günler, bir de yarın sayfaya Ruhlar Kütüphanesi fotoğrafı gelir.
Puanım; 5/5🌟



Instagram: @bookingbad

20 Ekim 2016 Perşembe

Kader Kitabı - Erika Swyler

Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça güzel bir kitap. Kitaptan hiçbir beklenti olmadığı için, kitap bana kendini sevdirdi.  Ancak, kitap yine de o kadar büyük bir yapıt değildi. Yani size, birşeyler katacak bir kitap değil. Ancak, eğer tarot falı, lanet gibi şeylere merakınız varsa, bu kitap tam size göre.
Karakterin abisiyle olan ilişkisini çok gerçekçi buldum. Ancak @martiyayinlari'na bir sözüm olacak; "Ey, Martı Yayınları, bu kitabın orijinal kapağı bu kadar güzelken, sen neden böyle bir kitap yaparsın?" Kitaba Puanım; 3/5

Kitabın Konusu;
Büyülü,trajik,yalın ve merak uyandırıcı.okuyuculuğu yapmak için ağabeyini terk etmiştir.

Gelgelelim, genç adamın hayatı Martin adında yaşlı bir kütüphanecinin gönderdiği, elyazması eski bir kitapla değişir. İki yüz yıl önce gezici bir sirkin sahibi olan Peabody adlı bir adamın izlenimlerini barındıran bu kitabın içinde Simon'ın büyükannesinin ismi geçmektedir.

Simon kitapta yer alan isimlerin ve onların akıbetinin peşine düşerek ailesindeki kadınların aynı lanetli sonu paylaştığını fark eder. Kız kardeşinin de tehlikede olduğu korkusuna kapılan Simon, ailesinin kaderine işleyen bu laneti ortadan kaldırmanın yolunu bulabilecek midir?



Instagram: @bookingbad